|
Tanrı, doğan her güneşle tekrar tekrar affetmezdi kimseyi, fark etmezdim içtiğim çayın şekersiz olduğunu sen olmazsan…
Sen olmasan Torosların eteklerine tutunup ağlardım, bu kadar kolay bırakmazdım sigarayı sen olmasan...
Sen olmasan haftada iki kez ziyaret ederdim annemi, gece üçte uyuyup, sabah altıda hortlamazdım yataktan, kolestrole dikkat etmez, sporu bırakırdım...
Sen olmasan bulaşıklar birikirdi, yeni bir daktilo alırdım kendime, bu kenti de, bu dünyayı da yakardım sen olmasan...
Sen olmasan sevmezdim arabesk şarkıları, kiramı gününde öder iyi vatandaş olurdum, babamın emekli maaşı yeterdi işsizliğime sen olmasan...
Sen olmasan söküklerimi kendim dikerdim, titremezdi ellerim, tansiyonum düşmezdi olmadık zamanlarda, bağını sormadan üzüm yerdim...
Sen olmasan arkadan vurmazdı ayakkabılarım, İngilizlere gıcık, Almanlara kıl, milli maçlarda sokağa dökülürdüm, tek kişilik çaydanlığım olurdu...
Sen olmasan, namaza başlardım, altını çizmezdim şiirlerin...
Sen olmasan, günübirlik yırtmazdık takvim yapraklarını, saat taşımazdım, en adi suçları işlerdim... Lüks semtlere taşınırdım adamdan sayılmak için, bu kadar kendim olmazdım, vallahi ayna almazdım...
Sen olmasan korkardım karanlıktan, sokak ortasında burnumu karıştırırdım, severdim kırmızıyı eskisinden çok, en ucuzunu içerdim şarabın, reklamları bile izlerdim vakit geçsin diye, tarihe, coğrafyaya kafa yormazdım...
Sen olmasan ağlar gezerdim sahili, tırnaklarımı yerdim, girmezdim örgütlere, derneklere yazılmazdım, bir çocuk bile ölse ağlamazdım...
Sen olmasan otelim olurdu karakollar, meskenim dağlar... Kumara yeniden başlardım, severdim çulsuzları, tinercileri de... Daralmazdı nefesim... Kaybetsem de...
Sen olmasan pahalı elbiseler içinde ucuz yaşardım, uyurdum filmin en güzel yerinde, Türkan Şoray posterine bıyık yapmazdım, sen olmasan...
Sen olmasan beş yıllık köpeğimi azad etmezdim, kanaryam ölmezdi açlıktan, batardı gemiler, uçaklar düşerdi İÇİNDE SEN OLMASAN...
|