|
Ordu, kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Giresun, batısında Samsun, güneyinde Sivas ve Tokat illeriyle çevrilidir. Genel olarak dağlık olan Ordu İlinin önemli dağları Canik ve Karadeniz Dağlarıdır. Dağlar kıyıya paralel uzanır. Batıdan doğuya doğru yükseklikleri artan bu dağlar, akarsular tarafından kesilerek derin vadiler veya yaylalar meydana getirmişlerdir. Bu yaylalarda yüksek tepeler bulunur. Ordu'da tipik bir Karadeniz iklimi hakimdir. Kışlar serin, yazlar ılık geçer. Yılın hemen hemen bütün aylarında yağış vardır.
ORDU İLİNİN TARİHÇESİ
Ordu şehrinin tarihi , Kodyoranın kurulmasıyla başlamıştır. Ordu ilk önce Merkez ilçe belediyesi mücavir alanının kuzey batısında Bozukkale civarında Kodyora adıyla; daha sonrada Eskipazar köyünde Bayramlı adını alarak kurulmuştur.
1963 1964 yıllarında Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Prehistorya Tarihi Kürsüsü Prof.I.Kılıç KÖKTENin Ordunun Ünye civarında yaptığı arkeolojik kazı ve tetkiklere göre Ordu İlinde yerleşmeye ve medeniyet eserlerinin verilmesine M.Ö.15 bin yıllarında başlanmıştır. Yine en eski yerleşme sahalarından biri de Mesudiye ilçesidir. Bu ilçe de Prehistorya ve daha sonraki eski tunç devrine ait bir çok buluntular ele geçmiştir. Bölgede dolayısıyla Hitit ve Friglerinde hakimiyeti görülmektedir. Ordu şehrinde ilk yerleşme M.Ö.VIII. yüzyılında Niletli Kolonistlerce başlatılmıştır. Niletli Kolonistlerce Kotyora (Cotyora) ismi ile kurulan ilk şehrin yeri bugün bilinmemektedir. Ordu toprakları Nedler ve Perslerin yaşantısına da sahne olmuştur.M.Ö.400 yıllarında 10 binlerin Ricatı sırasında Ordunun antik şehre gelişi ve meşhur Ksenefonun nutuklarına sahne oluşu önemli bir olaydır. Ordu toprakları Nedler ve Perslerin yaşantısına da sahne olmuştur.M.Ö.400 yıllarında 10 binlerin Ricatı sırasında Ordunun antik şehre gelişi ve meşhur Ksenefonun nutuklarına sahne oluşu önemli bir olaydır.Helenistik, Roma, Bizanslıların hüküm sürdüğü Cotyora zamanla önemini ve canlılığını yitirmeye başlamıştır. Selçuklu Türkleri ( Danişmentliler, Hacı Emiroğulları gibi) Osmanlıların hakimiyeti altına geçen Ordu İli Cotyoradan sonra 14. yüzyıl ortalarına doğru şehrin 4 km güneyinde bugünkü Eskipazarda Bayramlı adıyla kuruldu. Bayramlı kasabası 18. yüzyıl başlarında eski canlılığını kaybedince batıda bucak adıyla yeni bir ilçe merkezi doğdu. Bucak adı 1869-1870de (ORDU) adına çevrildi. Bu yeni ilçe merkezine Bolaman,Perşembe, Ulubey, Hansamana (Gölköy) ve Aybastı bucakları bağlı idi. Bayramlı kasabası 18. yüzyıl başlarında eski canlılığını kaybedince batıda bucak adıyla yeni bir ilçe merkezi doğdu. Bucak adı 1869-1870de (ORDU) adına çevrildi. Bu yeni ilçe merkezine Bolaman,Perşembe, Ulubey, Hansamana (Gölköy) ve Aybastı bucakları bağlı idi. Ordu ilçesi 1920 yılına kadar Trabzon Vilayetine bağlı bir kaza merkezi iken 17 Nisan 1920 tarih ve 69 sayılı Ordu Müstakil Livası Teşkiline Dair Kanunla merkezi Ordu olmak üzere Canik Sancağına bağlı olan Fatsa kazası da Orduya bağlanmış ve müstakil Ordu Livası teşkil edilmiştir. 1923 yılında Sancak adı Vilayet olarak değiştirilerek bugünkü mülki taksimata Ordu Vilayeti olarak yerini almış bulunmaktadır. Bugün bilindiği gibi 18 ilçesi 5 bucağı 65 belediyesi 505 köyü ve 327 mahallesi bulunmaktadır.Doğu karadeniz bölgesinin eşsiz doğa güzelliklerini sinesinde toplayan Ordu İlimizin İlçeleri; Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe,Ulubey ve Ünyedir.
KOTYORANIN KURULUŞU
Milattan 11-12 Yüzyıl kadar önce Fenikeliler Karadenize değişik zamanlarda seferler yaparak buralarda Pazar yerleri kurmuşlardır . Okyanus ticaret yollarını keşfedilmediği bu dönemde Avrupadan Karadeniz yoluyla gelen ticari emtia bölge limanlarına , oradan Asya kıtasına ulaştırılmıştır. Ege gemicilerinin de bölgeye uğrayarak konakladıkları muhtemeldir. Egeli gemicilerin bölgede daha sonraki yüzyıllarda Fenikelilerin yerini alan Helenlere rehberlik yaptıkları bilinmektedir. İlk çağarda Karadeniz kıyılarında kurulmuş olan Millet kolonilerinden birçoğu henüz gelişim halindeydiler. Milletlerin Karadenize hakimiyetlerinden sonra ise büsbütün gelişip zenginleştikleri anlaşılmaktadır. Milletler muhtemelen VI. Asrın başlarında bugünkü Ordunun kuzeybatısında , halen kabristan olarak kullanılan sahaya yerleşmişlerdir.Bu yerleşim yerinin kuzeybatısında , halen Bozukkale adıyla anılan ufak bir yarımadanın her iki tarafında , derin , ufak koylar mevcut olup gayet müsait bir liman durumundadır.
ORDUNUN KURULUŞU : Bucak 1948 yılında Trabzona bağlı bir kaza idi. 1864 yılında yayınlanan Vilayet Nizamnamesine göre memleketin müteaddit kıtaları , Livaların ilişkilerine göre muhtelif bölgelere ayrılarak , her devre vilayet adıyla anılacaktır. Her idare merkezinin bulunduğu sancakla beraber livalara bölünerek her bir sancakta mutasarrıflık idaresi kurulacaktır. Her sancak müteaddit kazalara ayrılarak her kaza bir kaymakam tarafından idare edilecektir. Kaydı konduğundan bu nizamname esas alınarak 1876da yürürlüğe giren idarei nevahi nizamnamesi ile kaza durumunda olağan ve adı 1869da (Ordu) ya çevrilen yeni Ordu kazasına ;Vona (Perşembe)-Ulubey-Hapsama(Gölköy) ve Bolaman bucakları bağlandı. Ordu kasabası 1883 yılında çarşısında çıkan bir yangınla büyük bir felakete maruz kalmıştır. Yangından sonra yeniden kurulan çarşı , muntazam caddelerle süslenmiş , çarşı içinde ve yakınındaki birçok bataklık kurutulmuş , deniz seviyesinden alçak olan bazı kısımlar kumlarla doldurularak fırtınalı havalarda denizin çarşıya basması önlenmiştir. Bu tarihlerde , şehrin düz mahalle ve Elmalık mahallesinde Rumlar ,Zaferi Milli , Taşbaşı Mahallelerinde Ermeniler Türklerle bir arada yaşıyor, diğer mahallelerde Kiraz limanı, Saray , Selimiye, Bucak ise tamamen Türklerle meskun bulunuyordu. Ordu 1920 yılına kadar kaza olarak kaldıktan sonra 17 Nisan 1920 tarih 69 sayılı (Ordu müstakil livası teşkiline dair kanun)la Merkezi Ordu olmak üzere , Canik (Samsun) sancağına merbut Fatsa ve Ünye kazalarının raptı ve ilhakı suretiyle Ordu Livası teşkil edilmiştir.
ORDU ADI NERDEN GELİYOR
Ordu ,Türkçe bir kelimedir. Aslında saray demektir sarayda genellikle hükümdar oturduğu için , bu tabir hakanın oturduğu şehir olarak kullanılmıştır. Ordu adının ilk defa Fatih devri arazi ve vergi tahrir defterinde , bir nahiye , Bucak adı olarak (Boluk-u Nibayet-i Ordu) ifadesi ile rastlanmıştır. Bayramlı Kasabasının kuruluşu bahsinde de belirtildiği gibi 1613 tarihli arazi vergi tahrir defterinde de Kaza i Bayramlı Nam-ı diğar ordu olarak anılır. Bu kayıtlara göre 15. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ordu adı bir yerleşim yerinin ismi olarak kullanılır. Ordu adının verilişinin üzerine birçok söylentiler mevcuttur. Bu söylentilerin en yaygın olanı Ordu adının karargah, çadırlı, ordugah askeri birliğin konakladığı yer anlamında kullanıldığını ifade etmektedir. Bölgede askeri bir topluluğun yerleşmesi ile ilgili hikayelerden biri şöyledir. 18. Yüzyılın başlarında , Ordu şehrinin bu günkü yerinde ormanlar, çalılıklar, bataklıklar bulunmaktaydı. Boztepenin eteklerinde hiçbir mesken kurulmamıştı. Yamaçlarında Bayramlı halkının hayvanları otlatılırdı. Sahil ve çevresinde bataklıklar olduğu için biraz uzaktaki sırtın üzerinde bu günkü Bucak mahallesinde Bucak adlı bir köy bulunuyordu. Bayramlı civarında derebeyleri’nin nüfusu hakimdi. Osmanlı Devleti’nin devrelerde, İstanbul hükümetince muhassıl ve mütesellim namı ile yerini tutan yetkili kimseler başlangıçta hükümete bağlı iken nüfus ve kudret sahibi durumuna gelerek kendi başların buyruk olmaya başladılar. Bayramlı çevresindeki derebeyleri ise nüfuzca kalabalık olan aile fertlerine dayanarak dilediklerini yapmakta idiler. Bölgede bu yüzden asayiş kalmamıştı. Halk uzun süreden beri asayişsizlikten bıkmış usanmıştı. Yıllarca devam eden bu huzursuzluk nihayet İstanbul Hükümetince haber alındı. Padişah , mahalli asayiş kuvvetlerini önleyemeyeceğini düşünerek buraya bir askeri birlik göndermeye karar verdi. Hükümet Canikte (Samsun) bulunan Osman Paşaya geniş yetkiler verdi. Bu geniş yetkilerle karadan Bayramlıya doğru yola çıktı. Birliğin bir kısmı Ordu şehrinin güneyindeki Bucak köyünün kurulu olduğu sırtın eteklerinde konakladı Ordugah kurdu. Askerlerin bir kısmı ise Bayramlı çarşısında, caminin önündeki geniş düzlükte yerleşerek asayişi temin etti.Osman paşa askerlerinin asıl konaklama yeri Bucak semti idi. Askerler her gün sabahleyin buradan Bayramlı topraklarına girerek vazife görmekte, akşam vaktinde de tekrar ordugaha dönmekte idiler.
Gezilecek Yerler Tüm doğal güzellikleri sinesinde barındıran, yeşil ile mavinin kucaklaştığı Ordu ili, bitki örtüsü, güze kıyı, köy ve kumsalları, kıyı şeridinden hemen başlayan dağları, yükseltilerindeki uçsuz bucaksız ve birbirinden güzel yaylaları ile önemli turizm potansiyeline sahiptir. Ordu ilinin kuruluş yeri olan Kotyora (Bozukkale), kentin ikinci kuruluş yeri olan Bayramlı (bugün Eskipazar olarak biliniyor), Eski Cezaevi (Kilise), Bayadı Köyü sınırları içerisindeki Kurul Kayası Yerleşmesi, Etnografya Müzesi (Paşaoğlu Konağı), Büben Kaya Mezarları, Hatipli Mezarlığı il merkezindeki önemli tarihi değerlerdir. Tüm doğal güzellikleri sinesinde barındıran, yeşil ile mavinin kucaklaştığı Ordu ili, bitki örtüsü, güze kıyı, köy ve kumsalları, kıyı şeridinden hemen başlayan dağları, yükseltilerindeki uçsuz bucaksız ve birbirinden güzel yaylaları ile önemli turizm potansiyeline sahiptir.
Ordu ilinin kuruluş yeri olan Kotyora (Bozukkale), kentin ikinci kuruluş yeri olan Bayramlı (bugün Eskipazar olarak biliniyor), Eski Cezaevi (Kilise), Bayadı Köyü sınırları içerisindeki Kurul Kayası Yerleşmesi, Etnografya Müzesi (Paşaoğlu Konağı), Büben Kaya Mezarları, Hatipli Mezarlığı il merkezindeki önemli tarihi değerlerdir
İlçelerdeki tarihi yerlerden; Fatsa ilçesindeki Bolaman Kalesi Cıngırt Kayası; Ünye ilçesindeki Ünye Kalesi, Gürpınar Köyünde Kaya Mezarları, Şeyh Yunus Türbesi; Perşembe ilçesindeki Yason Kilisesi; Mesudiye ilçesindeki Meletios Kalesi, Kale köyü Kalesi, Kaya Mezarları; İkizce ilçesindeki Ağcakale Köyünde birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilen Gençağa Kalesi görülmeye değer tarihi yerlerdir.
Kurul Kayası Eski Yerleşim Alanı, merkez ilçe Bayadı Köyü Kurul Kayası üzerinde yer almaktadır. Bu alanda ana kayanın oyulması ile yapılmış bir sarnıç ve su yolu olduğu tahmin edilen basamaklarla aşağıya inen bir dehliz bulunmaktadır. Bunların yanı sıra bina kalıntıları ve değişik dönemlere ait seramik parçaları yüzeyde görülmektedir. Yason Burnu Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı, Perşembe ilçesi Çaytepe Köyü sınırları içinde yer alan bu sit alanı, denize uzanan küçük bir yarımada şeklindedir. İkinci derece doğal ve arkeolojik sit alanı olarak korumaya alınmıştır. Bu alan üzerinde bir kilise, bahçe duvarı kalıntısı ile birlikte halen ayaktadır. Bunun yanı sıra deniz kıyısı boyunca uzanan duvar kalıntılarından bazı kısımlar, antik liman ve balık üretme havuzları günümüze kadar gelmiştir. Ordu ilinin yamaçlarına serildiği ve Türkülere konu olan Boztepe, Gülyalı ilçesinde doğal plajı ile Turnasuyu, Akkuş ilçesinde Küçükkertil, Fatsa ilçesinde Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilen Gaga Gölü, Gölköy ilçesinde Ulugöl, Harçbeli, kış sporlarının yapılabileceği Aydoğan Tepesi, Ulubey ilçesinde Sayacabaşı önemli doğal güzellikleridir. Ünye ilçesinde Çamlık Çakırtepe, Uzunkum, Mesudiye ilçesinde Eriçok Tepesi, Zile Yaylası, Cüle Yaylaları, Perşembe ilçesinde Efirli önemli yayla ve mesire alanlarıdır. İlde geleneksel mevsimlik yaşama biçimi olan yaylacılık günümüzde hala canlılığını sürdürmektedir. Turizm Merkezi ilan edilen Çambaşı Yaylası, Aybastı-Perşembe Yaylası, Mesudiye-Keyfalan Yaylası, Yeşilce-Topçam Yaylaları ve Akkuş-Argın Yaylası, ayrıca Cüle Yaylası, Aydoğan Yaylası, gerek doğal güzellikleri gerekse büyük yerleşim kapasiteleriyle Karadeniz Bölgesinin önemli mevsimlik rekreasyon alanlarıdır.
Yaylalar
Perşembe Yaylası
Ulaşım Ordu'ya 124 km. mesafededir. (Ordu - Fatsa 56 km., Fatsa-Aybastı 50 Km., Aybastı - Perşembe yaylası 18 km.) Ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. İlçeler arasında düzenli minibüs seferleri mevcut olup, ayrıca, Tokat ili, Reşadiye ilçesi ve Aybastı'dan da dolmuşlarla yaylaya ulaşılabilir. Özellikler 1. 350 rakımlı yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış durumdadır. Önemli bir panayır yeri olan yaylada Karga Tepesi, eşine az rastlanan manzaraya sahiptir. Yaylada; bakkal, manav, kasap, kır kahvesi, et lokantası ve PTT hizmetleri bulunmaktadır. Konaklama-Yeme-İçme Temel ihtiyaç malzemeleri yayladan karşılanabilir. Konaklama için Aybastı ilçesindeki pansiyonlardan yararlanılabilir.
Keyfalan Yaylası
Ulaşım Ordu'nun güneyindeki Mesudiye ilçesine 114 Km., Mesudiye'den Keyfalan yaylasına 20 km.lik yolla ulaşılır. Yaylaya yaz aylarında dolmuş seferleri bulunmaktadır. Özellikler 1. 200 m. rakımlı yaylada alt yapı hizmetleri kısmen tamamlanmıştır. 50'ye yakın yayla evi bulunmaktadır. Konaklama-Yeme-İçme Orman işletmesinin günübirlik ve 20 yataklı konaklama tesisinden yararlanılabilir. Yerli halka ait yayla evlerinden et ve süt mamulleri temin edilebilir.
Çambaşı Yaylası
Ulaşım Ordu'nun 58 Km. güneyinde Kabadüz ilçe sınırlarındadır. Kabadüz ilçesine kadar 21 km. yol asfalt, 37 kilometresi toprak yoldur. Turizm sezonunda (l Haziran-30 Eylül) Ordu-Yayla arası dolmuş seferleri yapılmakladır. Özellikler 1. 250 m. rakımlı yaylada alt yapı hizmetleri kısmen tamamlanmıştır. Yaylada; bakkal, kır kahvesi, kasap, el lokantası, seyyar sağlık ocağı hizmet vermektedir. Konaklama-Yeme-İçme Temel ihtiyaç malzemeleri yayladaki lokanta ve bakkallardan karşılanabilir. Konaklama için pansiyonlar bulunmaktadır.
Ne Alınır
Ordu'da geleneksel el sanatı ürünlerine rastlamak mümkündür. Kilim, sicim, kolan, heybe, oyalı yazma gibi dokuma ürünleri yanısıra, ahşap eşyalardan baston ve sepet alınabilir. Müzik aletleri üretimi de yapılan Ordu'da klarnet ve kaval bulunabilecek müzik aletleridir. Yörede yetiştirilen fındık, hediyelik olarak alınabilir.
Nasıl Gidilir
Ulaşım karayolu ile yapılmaktadır. Havayolu için Trabzon veya Samsun havalimanı kullanılabilir.
( Samsun havalimanı 165 km, Trabzon havalimanı 181 km)
Otogar Tel : (+90-452) 233 17 98
Liman Tel : (+90-452) 223 29 27
İlgi çekici yerler Çınar Suyu ve Küçükkertil Orman İçi Dinlenme Yerleri ile Çambaşı Yaylası ve Ünye Çamlığıdır. Karadeniz kıyısında bazı doğal plajlar bulunur.Orta Camisi olarak da bilinen İbrahim Paşa Camisi, Hamidiye (Hükümet) Camisi, Yalı (Aziziye) Camisi ile Konstantin, Mustafa Bey, Yusuf Ağa, Soğuksu ve Çürüksulu Ali Paşa Çeşmeleridir.
Arıcılık
Son 20 yıldan beri sürdürülen az topraklı ve topraksı çiftlere gelir sağlamak orman içi ve kenar köylerde yaşayan nüfusu kalkındırmak maksadıyla uzun yıllardan beri arıcılık değişik şekillerde destekleme görmüştür. Ülkemizin ekolojik yapısı ve bitki örtüsü çok değişik tür ve kalitede bal üretimine elverişlidir.
İlde 509 köyde 10.000 çiftçi ailesi 305.353 civarında fenni arı kovanı ile arıcılık yapmaktadır. 1997 yılında 8.093 ton bal ve 532 ton balmumu elde edilmiştir. Ülkemi arı üretimi sıralamasında ilk sıralarda yer alan Muğla ilinde bu işle intigal eden 355 köyde 14.000 çiftçi ailesi 492.781 fenni arı kovanı ile arcılık yapmaktadır. Aslında Muğla ilinde sayılan arı kovanlarının önemli bir kısmını mevsimlik olarak gezginci halde o bölgede bulunan ilimiz arıcılarına aittir. Toplam fenni arı kovanı sayısı: 3.916.038 adettir. Buna göre ilimiz arı kovanı sayısının % 10’undan fazlasına sahiptir.
Balıkçılık İlimiz deniz ve iç suları ile ülkemizin önde gelen illerindendir. Modernleşen balıkçılık teknolojisi ve sayısı artan balıkçılık filolarına rağmen gittikçe daralan ve bozulan av sahaları, artan su kirliliği ve aşırı avcılık nedeniyle denizlerden avlanma yoluyla üretilen su ürünlerinde her geçen yıl azalma olmaktadır. 1997 yılında kültür balıkçılığı yapan işletme sayısı 40 a kadar yükselmiştir. Bu işletmelerin 32 adeti tatlı sularda olup tamamında Gökkuşağı Alabalığı üretimi yapılmaktadır. Toplam üretim kapasiteleri 300 ton/yıl dır. Diğer 8 işletme ise deniz sahasında olup, bu işletmelerde Levrek ve Gökkuşağı Alabalığı yetiştirilmektedir. Toplam 340 adet yüzer ağ kapasitesine sahip olan bu işletmeler 300 ton/yıl Levrek Balığı 300 ton/yıl da Gökkuşağı Alabalığı üretim kapasitesine sahiptirler.
Levrek Balığının üretiminin yaygınlaştırılması için Tarım İl Müdürlüğünce 1995 yılında başlatılan yeniden yapılanma şeklinde ki deneme üretim çalışmaları sonuçlandırılmıştır. Bu amaçla yüzer ağ kafesleri ve deniz suyu kullan beton havuzlara 1995 yılında ağırlıkları 1-2 gr. olan Levrek Balığı bırakılarak beslemeye alınmışlardır. 18-24 aylık süre ile besiye tutulan yavru balıklar 1997 yılında yaz sonunda ortalama 420-450 gr. istihsal edilmiştir.
|