Bir erkek derin bir aşk yaşamıştır.
Ancak sonu hüsranla bitmiş ve derin acılar çekmiştir.Ve aşka tövbe eder.
Daha da ileri giderek aşk yoktur der,
Bir kadının başına da aynı şey gelir.
O da bu erkek gibi davranır.
Aşka küser ve sonra da reddeder.
Bir başkası aşkın, erkeğin kadını yatağa götürmek için uydurduğu bir masal olduğunu düşünür.
Biri ise Annesinin o küçük yaşlardayken, bir erkeğe aşık olup gitmesini sindiremez ve aşkı suçlar önce.
Öfkesi daha derinleşir zamanla ve aşkı inkar eder.
Bazıları aşkın marazi bir duygu olduğunu savunarak inkar eder.
Bazıları ise aşkın kendine güveni olmayan, başkalarına bağlanmadan yaşayamayacak zayıf insanların işi olduğu tezini savunarak reddeder aşkı.
Aşkın bir kapılıp gitme sendromu olduğunu düşünür bazı insanlar ve onu hayatlarından çıkarıp atmak için uğraşır..
Bazıları aşkın insanı masum bir çocuk kadar korunaksız bıraktığından dem vurarak karşı çıkar.
Acı çekmemek, ezilmemek için aşkı inkar ederler.
Bazıları artık karşısına aşık olmasına değecek insan çıkmayacağından kesin olarak emindir benim gibi.
Bu nedenle hep aşk yok denir..
Ancak aşkın ne yapacağı asla belli olmaz.
Ve en çokda, en olmadık zamanlarda onu yok sayanların çullanır üzerine..

..