
Ey Aşk..
Hep kaçtın benden..kaçmadığında da yanlış zamanlarda geldin..
En olmadık zamanlarda, en olmadık durumlarda, en olmadık kişilerde yakaladın beni..
Hiçbirşeyden çekmedim, senden çektiğim kadar...Hiçbirşey yormadı senin yorduğun kadar...
Hiçbirşey ağlatmadı beni, senin ağlattığın kadar.
Hep farklı saklambaçların oyuncularını çıkardın karşıma...Ne zaman birini sobelemek istesem, o kişidir diye yakalasam, ;gördüm; desem...sırtını döndüğünde o olmadığını anladım...;Ey aşk...gene seni buldum diye yanlış insanları buldum; dedim
Kimi zaman da, seni bulurum diye sobelemek istediklerim başkalarıyla oynuyordu...sobeleme şansım yoktu.Yanlış zamanda yanlış insanlarla aynı oyunda olmanın acısını içimde hissettim...
Beni sobelemek isteyenler de başkalarıyla aynı oyundaydı...
Belki de ilk defa birini, benim oyunumda yakaladım..başkalarıyla oynarken kendi oyunuma çektim ama...bu sefer de, ey aşk... oyunun süresi bitti...
Meğer kural koyucu, oyuna süre koymuş.
Kurallarını benim koymadığım, kurallarını bilmediğim,öğrenemediğim, oyuncularını seçemediğim ve gözüm açıkken bile karanlıkta kaldığım bir oyunda, seni bulmaya çalışıyorum...
Kimi zaman, oda karanlık olsa bile, duvarlara dokuna dokuna ışığın düğmesini bulanlar bir şekilde ışığı açtılar. Kimileri şanslıydı, ilk dokundukları yere yakındı ışığın düğmesi, kimileri de, benim gibi, tüm duvarı dolaşmak zorundaydılar ışığı açmak için. Uğraşıyorum ben hala, duvarın enini, genişliğini bilmeden...ufak bir odanın duvarında değilsem de, ölmeden bulurum diye umut eden...
Seni anlamak için ne şiirler yazıldı...Ne romanlarda anlatıldın sen..ne yazılara, filmlere konu oldun sen.Bir tek benim hayatımın konusu olmamak için inadın var sanki. Bir tek ben ulaşamıyorum sana, bir tek ben bulamıyorum seni...Bir tek ben yaşamıyorum seni...
Ey aşk...
Sağım solum sobe...
Yeter çok uğraştırdın...n'olursun söyle, düğme nerede?