Temel askerligini yunan sınırında yapıyormuş.
Temel'in canı çok sıkılıyormuş.
Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle "Havacı mısın?" işareti yapmış,Yunan aldırmamış.
Bir ıslık çalmış elleriyle "Karacı mısın?" işareti yapmış, Yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti yapmış, yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış. El haraketi yaparak "Topçu musun?" demiş, yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Gözcü müsün?" anlamında dürbün işareti yapmış, yunan aldırmamış.
Nöbetler degişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş.
Yunan'a hadi sınıra git demişler yunan da:
- "Ben oraya gitmem. Orada bir deli türk askeri var, bana hava kararınca yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin fırlayacak diyor.."
************ **********
Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş.
Fotografcıya; - Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikaluk olmayacak.
Fotografçı;
- Olur efendim. 24 çarpi 32'ye ne dersiniz?
Temel;
- 768 eder de, hacan punin konimuzla ne alakasi vardur?
************ **********
Temel dünya turuna çıkar ve yolu Kanada'ya düşer.
Kırk yılda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha degişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur, tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
-Oğlum burada balık yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
-Burada balık yok dedim sana...
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir:
-Tanrım, senmisun yoksa ?
Ses yeniden duyulur,
-Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim

