Ordu Cinevizyon Sinemaları
0452 225 49 44

Ordu Sosyete, Ordu Eğence, Ordu Haber

Gardenya Ozan Doğulu Resimleri

Forum Güncel Başlıklar
Günün Klibi
Günün Sözü, OrdusosyeteGünün Sözü
Günün Hikayesi Günün Hikayesi
Günün Duası
Günlük Fal
Fotoğraf Galerisi
ücretsiz seri ilan ekle
Üye Paneli
Reklam
Forum Mesajlar

devamı..
Site istatistikleri

  >> Gülüşün Sende Kalsın - İmza Günü   >> JaZZ Pub - Ordu   >> JaZZ Pub - Ordu   >> Ordu'dan 'Geleceğin taraftarı' projesi   >> Ezginin Günlüğü Konseri- 12 Mayıs   >> Ordu'da Maç Nerede İzlenir ? Gardenya   >> Ordu Gecelerinde Mart Ayı   >> Ordu Engelli Ulaşım Aracı istiyor   >> Ordu'da Gezilecek Görülecek yerler   >> Kadınlar Matinesi - Kumsal Rest.
Facecbook'ta Paylaş

Ordu - Forum
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Kayıp Parola?
Günün Hikayesi;Dünya Fani (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Günün Hikayesi
EN ALT Cevapla Beğenilen: 0
BAŞLIK: Günün Hikayesi;Dünya Fani
#127839
düşler_sokağı (Moderatör)
Moderatör
Gönderiler: 7040
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Günün Hikayesi;Dünya Fani 2 Yıl, 3 Ay önce Karma: 4  
İhtiyar adam tapu dairesinden çıkarken sevinçliydi. Kendi
kendine düşünüyordu; "-Oh. . be ferahladım. Ölümlü dünya".

Oturduğu evin tapusunu, çocuğunun üstüne kaydettirmişti. Tapu dairesinde
çıktıktan sonra bir küçük lokantada öğle yemeğini yedi, vakit geçirmek
için parkları dolaştı. Bir parkta Cem Karaca'nın şarkısı çalınıyordu;
"Allah Yar! Allah Yar!".

Akşama doğru eve gitmek için yola çıktı. Bir yandan düşünceler içindeydi;

-Biz öldükten sonra bir sürü işlemle uğraşması gerek. Ne diye
eziyet çeksin yavrum.

Oğlunun kendisini nerdeyse zorla doktora götürüşü aklına
geldi; "-Kerata amma ısrar etmişti. Sağlığıma verdiği önem
kadar, ziyarete gelmeye de önem verse ya. "

Bir an dalgınlaştı; "-Gerçi, gelin bizle geçinmeye çalışmıyor ama..."
derin bir nefes aldı "-Boş ver canım, ne de olsa torunlarımın annesi.
Eşine, çocuklarına iyi baksın da..." biraz da kendini teselli etmek için
söylendi ...biz bu gün varız, yarın yoğuz. "

Evine yaklaşınca yine durgunlaştı, "-Bakalım hanım ne diyecek?
Gelin gelip-gitmiyor diye biraz kırgın ama.... " Düşünceler
içinde zili çalarken, güleryüzlü olmaya çalıştı; "-Yook, iyi
oldu canım. Biz ölünce oğlan rahat edecek, kötü mü?"

Hanımı kapıyı açtı. Gülümsemesini bozmamaya çalışarak hanımına;

-Nasılsın hanım bu gün bakalım?

Hanımı elindeki çiçek suladığı kabı gösterdi;

-Ne yapayım, bir iki çiçekle uğraşıyorum yeşillik olsun diye.

Eve girerken devam etti;

-İnsan şehirde özlüyor çiçeği, yeşilliği.

-Eee. . köy gibi olmaz buralar tabii.

Kadının durgun yüzünde acı bir tebessüm dolaştı;

-Köy gibi olmaz dimi? Şimdi köyde olsak ne güzel olurdu.

İhtiyar adam bir an yüzüne baktı hanımının;

-Sen köyü pek sevmezdin! Geçen sene bir ay kalalım demiştim de "-Ben
torunları özlerim. " Diye tutturmuştun.

Kadın, yüzünü çiçeklere doğru döndü;

-Ne bileyim ben, düşündükçe bunalır oldum buralarda. İnsan çocukluğunun
geçtiği yerleri özlüyor. Ağaçların altında, bahçelerde yürümeyi özlüyor.

-Allah Allah ! Tamam hanım gideriz. Sen iste yeter ki. Hele havalar
ısınsın biraz gideriz

-Havalar kim bilir ne zaman ısınır. Beklemek şart mı?

-Yahu hanım, bunca yıllık eşimsin hala seni tam anladım diyemiyorum. Bir
gün köye gitmem diye tutturuyorsun, bir gün de hemen gidelim diye. Dur da
bu gün ne oldu anlatayım.

Kadın endişeyle baktı kocasına;

-Noldu, oğlanı mı gördün?

-Yok canım, nerden göreyim !

Koltuğuna oturdu, koynundaki tapu kağıdını çıkardı.

-Bu nedir biliyor musun?

-Hayırdır?

-Hanım, yarın ne olacağı belli olmaz, vademiz gelir de ölürsek, oğlumuz
kapı kapı uğraşmasın, diye evin tapusunu onun üstüne yaptım.

Hanımının tepkisini beklerken, onun yüzündeki acı gülüşü gülümseme sandı.
Hanımı fısıldar gibi söylendi;

-Oğlumuz da bu gün buraya gelmişti, öğleden önce.

-Öylemi, vay hayırsız. Demedin mi, 'uzun zamandır niye gelmiyon' diye.
Seni üzülmesin diye söylemiyordum ama 'bizi unuttu', diye kızmaya
başlamıştım. Torunları da getirdi mi?

-Murat'ı getirmiş. O da "-Sıkıldım, gidelim. " Deyip durdu.

-Vay kerata vay. Akşam gelse de ben de görseydim. Neyse, hayırdır, gündüz
vakti niye gelmiş ?

Hanımı elindeki kapta suyu bitmiş olduğu halde, çiçekleri sular gibi
durarak masadaki kağıdı gösterdi;

-Şu kağıdı getirmiş.

İhtiyar adam, hanımının sesinde bir titreme hissetti ama emin olamadı.
İçindeki sevinci kaybetmemeye çalışarak masadaki kağıda uzandı.

Bir mahkeme kararı olduğunu gördü. Yaşlı kadın kızaran gözlerini kocasının
görmemesine dikkat ederek, eşinin kolundan tuttu koltuğa oturmasını
sağladı, tekrar çiçeklere doğru uzaklaştı.

İhtiyar adam, yakın gözlüğünü çıkardı ve içinden yavaş yavaş okudu. " Yaşı
ilerlediği ve aklı muhakemesi yerinde olmadığına ve ekonomik varlığını
idare ve idame edemeyeceği, ekteki doktor raporuyla da tespit
edildiğinden, taşınır ve taşınmaz varlıklarının, resmi varisi oğlu
Süleyman tarafından idaresine karar verilmiştir. "

Resmi kağıt, yaşlı adamın elinden yavaşça yere kaydı. Başını yere eğdi,
kağıda boş boş bakmaya başladı. Hanımı, gözlerini sildikten sonra
çiçeklerin başından ayrılıp yanına geldi. Eşinin titreyen ellerini tuttu.
İhtiyar adam, oğlunun neden kendini doktora götürdüğünü anlamıştı.
Yüreğindeki sızıyı bastırmaya çalışarak;

-Üç senedir uğramadık, köydeki ev ne haldedir?

-Canım ne olacak, bir gün de temizlerim ben.

-O evde, dizlerin üşürdü senin.

İhtiyar kadın, daralan göğsünü hafifçe bastırdı, "Yüreğimin üşümesi daha
kötü diye düşündü".

-Merak etme, üşümem...üşümem...

-Yarın mı gidelim diyordun?

-Sen bilirsin bey.

-Eşyaları bir taksiye atarsak, Son otobüse yetişiriz.

-Olur. . Köyde zaten iyi kötü eşya var, ben hemen hazırlanırım.

-Hazırlan. Şu kağıdı da tapuyla beraber masaya koyuver, oğlan gelince
aramasın.

İhtiyar adam, içinden düşünüyordu, "-Dünya fani, Allah Yar"

İhtiyar kadın, birileri gelmeden gitmek ister gibi telaşla hazırlanıyordu.
Giysileri bir çantaya tıkıştırdı. Fotoğrafları duvardan toplarken
oğlununkine bir an baktı, aldı, bir an düşünüp çantaya koymaktan vazgeçti.
Masadaki kağıtların üstüne ters olarak bıraktı. En son duvardaki bir küçük
patiği aldı, öptü. Bu büyük torununa ördüğü ama küçük gelmeye başlayınca
hatıra olarak sakladığı mavi patiklerdi. Çantaya, fotoğrafların üstüne
yerleştirirken, mavi patiklerin üstüne düşen göz yaşlarını yavaşça
sildi.


...bir blogtan alıntıdır...
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 


İLKNUR&KAAN

"Forumun doğası nedir?" Küfür ve hakarete yer vermeden, forumun doğal sürecini ve akışını sekteye uğratmadan paylaşımda bulunmaktır, forum özgürlüğüdür bu...

İnsanlar sizden kendilerini eleştirmenizi istedikleri zaman bile, gerçekte sizden övülme bekliyorlardır. (Somerset Maugham)

Eleştiriler yapılırken nedense uçlar tercih edilir.Övgüyle göğe çıkarma-hakaretle yahut susturma.Ancak bu şekilde yankı oluşacağını zannederler...

İkisi de yanlıştır...Eleştiriler ve şahsi fikirleriniz forumda kuralına uygun yapılmalıdır...
isin aslı bana göre,kişinin kendi olabilmesinde saklı...düşünerek kendimiz olacak, düşünerek kendi olanlara saygı göstereceğiz...herşey daha düzeyli,saygılı,hoşgörülü,eğlenceli bir forum için
...................................................................................................................................................................................ilknur

Eğlenceli Bilgi Paylaşımı
Forumun Adı Pc nin Tadı;Ordu Sosyete





  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
      Başlık Yazar Tarih
    thread link
Günün Hikayesi;Dünya Fani
düşler_sokağı 11/02/2010 11:57
    thread link
thread linkthread link Cvp:Günün Hikayesi;Dünya Fani
Dj_AyKuT 11/02/2010 15:06
EN ÜST Cevapla

Facecbook'ta Paylaş